11 Kasım 2017

2017-2018 Bursa İl Birinciliği Seçme Turnuvası

2017-2018 Bursa İl Birinciliği Seçme Turnuvası, 11-12 Ekim 2017, Bursa

Resmi Site

Sonuçlar  ve Sıralama

23 Ekim 2017

Satrançta yenilmek

Satranca önem verenler satrançta yenilmeyi hafif bir olay olarak alamaz. Umutsuz durumlarda sonuna kadar savaşan bir oyuncu olarak ün yapmış Alekhine bile arada bir, Şah’ını tahtadan alıp odanın öbür ucuna fırlatarak oyunu terk ederdi. Çok tuhaf ve gergin bir insan olan Nimzovich, oyunu kaybedince masanın üzerine çıkarak şöyle bağırırdı: “Bu budalaya nasıl olur da yenilirim?” Atakları ile ün yapmış Spielmann, yenilince acı bir şey yutmuş gibi yüzünü ekşitirdi. Satrançta çok zarif, fakat toplumsal ilişkilerinde o derece beceriksiz olan Rubinstein, yüzü kasılmış bir halde adeta “ruhunu teslim ederdi. “Tüm açılış varyantlarını ezbere bilen “hesap makinesi” Gruenfeld ise, yenilince hırçın bir hareketle saatini durdurur ve “geceye karışan bir Arap” kadar sessiz, tek kelime söylemeden sıvışıp giderdi. Bardeleben yenileceğini anlayınca saatini çalışır durumda bırakarak oyun odasından çıkar ve bir daha dönmezdi: böylece oyunu 2,5 saatte 40 hamle yapmamış olmaktan (satranç dili ile saatinde bayrak düştüğü için) kaybederdi. Satrançta yenilgiye karşı bu gibi tepkiler normaldir. Çünkü satranç gerçekten acımasız bir çatışmadır. Oyuncular oyuna eşit koşullarda başlarlar. Oyun baştan sona mantık ve matematik ile doludur; bu bakımdan yenilince, gerçekten ezilmiş gibi olursunuz. Yenmeyi bu kadar istemenizin bir nedeni de yenilginin bu kadar acı oluşudur.
Satranç turnuvalarında istediği sonucu alamayan oyuncular, yenilmelerini çoğu kez gerçek olmayan bir özüre bağlarlar. “Kazanıyordum ama dalgınlığıma geldi, yanlış bir hamle yaptım” veya “Karşımdaki uzun uzun düşündü, sinirim bozuldu”, ya da “O gün çok başım ağrıyordu, düşünemedim”. Mutlak bir yerleri ağrımıştır, öksürükleri tutmuştur, oynadıkları yer karanlıktır veya aksine karşıdan gelen güneş gözlerini kamaştırmıştır, tahtayı iyi görememişlerdir. İngiliz büyük usta Amos Burn boşuna şu iğneli sözü söylememiştir: “Bugüne kadar yendiğim herkes, hasta olduğu için yenildiğini söyledi: ne yazık, sağlam tek kişiyi yenememişim…” Tanınmış bir oyuncu turnuvadaki yenilgisini aşırı sessizliğe bağlıyordu, o daima gürültülü yerlerde oynamaya alışıktı. Ölümsüz oyunculardan Tarrasch bile 1895 Hastings Turnuvasındaki başarısızlığını şöyle açıklamıştı: “Deniz havası yaramadı bana” Tabii deniz havasının rakiplerine neden iyi geldiğini söylemiyordu. Bu turnuvada Teichmann ile oynayan Tarrasch, oyunun bitmesine iki dakika kala, oturduğu yerde uyuyakalmıştı. Teichmann seslendi: “Hamle sizin doktor!” Fakat yanıt yoktu. Ancak üçüncü seslenişte Tarrasch uyandı, etrafına şaşkınlıkla baktı ve acele bir hamle yaptı, fakat zamanı dolmuştu, oyunu kaybetti. Herhalde deniz havası nedeniyle üstüne ağırlık çökmüştü. Aslında ise zaten yeniliyordu, üstüne çöken yenilginin ağırlığı olmalıydı. Tarrasch bu yenilgiyi özellikle unutamadı, çünkü rakibi Richard Teichmann, turnuvalarda hemen daima 5. olduğu için “Beşinci Richard” takma adı ile anılan ve normal olarak Tarrasch’ın yenmesi gereken biriydi. İnsanlardan çoğunun, çoğu kez yenilgilerine neden olarak kendilerinden başka herkesi ve her şeyi gösterdikleri ve kendilerini suçsuz buldukları bir gerçektir: satranç yenilgileri bunun en güzel örneklerinden biridir. John Steinbeck’in “Yukarı Mahalle” romanındaki “iyi kalpli serseriler”, arkadaşlarına hediye olarak aldıkları bir damacana içkiyi oturup kendileri içerler. Gerekçeleri şudur: “Dostumuz bu kadar içkiyi yalnız içerse sarhoş olur, başına iş açılır: iyisi mi onu kötülükten korumak için biz içelim şu içkiyi…”

Doç. Dr. Selçuk Alsan

Alıntı: Satranç Dünyası

08 Ekim 2017

2017 Avrupa Kulüpler Kupası, Antalya, TUR

2017 Avrupa Kulüpler Kupası, 7-15 Ekim 2017, Antalya, TUR
Resmi Site

Sıralamalar
Açık    Kadınlar


Facebook fotoğraflar David Llada

Fotoğraflar David Llada

07 Ekim 2017

2017-2018 Bursa Yıldızlar ve Küçükler İl Birincilikleri

2017-2018 Bursa Yıldızlar ve Küçükler İl Birincilikleri, 14-15 Ekim 2017, Ertuğrul Sağlam Spor Tesisleri

Resmi Site

06 Ekim 2017

2017-2018 Bursa Emektarlar Satranç İl Birinciliği

2017-2018 Bursa Emektarlar Satranç İl Birinciliği, 14-15 Ekim 2017, Ertuğrul Sağlam Spor Tesisleri

Resmi Site

Son Sıralama


12 Haziran 2017

2017 Uluslararası 5. Çeşme Açık Satranç Turnuvası

2017 Uluslararası 5. Çeşme Açık Satranç Turnuvası, 12-18 Haziran 2017, Çeşme, İzmir

Resmi Site

Canlı Yayın


Fotoğraflar

23 Mayıs 2017

11 Mayıs 2017

Bursa 19. Açık Satranç Turnuvası

Bursa 19. Açık Satranç Turnuvası, 12-14 Mayıs 2017, Merinos, Bursa

Turnuva Sayfası

Sıralamalar
A Kategorisi   B Kategorisi   C Kategorisi

Fotoğraflar

04 Mayıs 2017

Satranç - Çetin Altan

Gerek dünya politikasının, gerek yerel politikaların karşılıklı hamleleri genellikle satranca benzetilir. Bizde ise, özellikle iç politika, ayrıntılı ince hesaplara, uzak görüşlere, derin analizlere pek dayanmadığı için, böylesi bir benzetmede, satrancın yerini el topu almıştır. Topu bazen Sayın Ecevit, Sayın Demirel’e atar, bazen de Sayın Demirel, Sayın Ecevit’e…

Oysa el topuyla satranç arasındaki fark, ıslık çalmakla keman çalmak arasındaki fark kadar büyüktür. Birincisinde ayak oyunları önemlidir, ikincisinde ise beyin…

Her alanda el topundan satranca geçmek, yaşam üslubunda kıvırtmacadan, düşünceye ve yaratıcılığa geçmek sayılabilir.

Bu nedenledir ki, çağdaş eğitimde satranç, okullarda öğretilen bir ders olmaya başlamıştır.

Satrancın birçok  özellikleri arasında en ilginç yanı, kendi strateji ve taktiklerinde toplumsal değişimleri izlemesidir. Örneğin ortaçağda, Vezirle Fil, Piyonlar gibi kare kare yürürlerdi. Henüz büyük deniz yolculuklarının başlamadığı bir dönemdi o. Bunun etkisiyle İspanyol oyuncuları Vezirle Filin menzillerini büyüttüler ve bugünkü duruma getirdiler. Derebeyliklerin yerini merkezi krallıkların almaya başlamasıyla da yine aynı dönemde satrançta Rok yapma hakkı benimsendi.

Rok, özel bir hakkı kullanarak Şahın durumunu güvenceye almak demektir ve bu hakkı kullanma bazı kurallara dayanır:

  1. Şahın o ana kadar hiç oynamamış olması
  2. Kalenin hiç oynanmamış olması
  3. Şahın mat tehdidi altında bulunmaması
  4. Rok yaparken Şahın mat tehdidi altından geçmemesi
  5. Şahla Kale arasındaki karelerin boşalmış olması.
Bunlar aynı zamanda bir krallığın da kurulabilme koşullarıdır.

16. yüzyılda satranç özellikle en çok İspanya, İtalya ve Fransa’da oynanıyordu. O ülkeler aynı zamanda Rönesansın da beşiğiydiler.

17. yüzyılda birdenbire yeşeren büyük düşünürlerle birlikte, satrançta da ünlü teorisyenler ortaya çıktı. Özellikle Gioachine Greco’nun (1600-1634) geliştirdiği saldırı tekniği, ta 19. yüzyılın ortalarına kadar geçerliliğini korudu. Greco’dan sonra 18. yüzyılın ortalarına kadar satrançta pek bir yenilik göze çarpmıyor. O dönemler imparatorlukların geliştiği yıllardır. Ama, birden 18. yüzyılın ortalarında satranç dünyası büyük bir canlılık kazandı. Çünkü düşünceler genişliyor, hızlanıyor ve Fransız devrimi yaklaşıyordu. Satrancın merkezi de Paris’teki Regence kahvesi olmuştu. Rousseau’lar, Diderot’lar, Voltaire’ler, La Sage’lar, Beaumarchais’ler ve daha sonra devrimci Camile Desmoulins’ler, teğmen Bonaparte’lar, Alfred de Musset’ler bu kahvede satranç oynuyorlardı.

Ve büyük Philidor yeryüzünün en önde gelen satranççısı oluyordu. Yazdığı “Satrancın Analizi” yapıtı, yüzyıl boyunca önemini yitirmedi. Satranca ilk kez mantıksal analizi getiriyordu ve ağırlığı “Değeri yüksek aletlerden” “Piyonlara” kaydırıyordu. Soylulara karşı halk, satrançta da ağır basıyordu.

Philidor aslında müzisyendi. Yirmi beş opera ve opera-komik bestelemişti. Yirmi dört tane de çocuk yapmıştı. Ve de satranca halk eylemini getirmişti.

1851’de Londra’da uluslararası ilk satranç turnuvası yapıldı. Dünyada da diplomatik ilişkiler hızlanıyordu. Turnuvayı Alman Anderssen kazandı. Çünkü siyasette de Almanya şahlanmaya hazırlanıyordu. 1871’de Bismarck orduları, 3. Napoleon’u Sedan’da bozguna uğratacaklardı. 1857’de New York’taki karşlaşmayı genç bir Amerikalı olan Morphy kazanmıştı.

1858’de Amerikalı Morphy ile Alman Anderssen arasında bir maç ayarlandı. Morphy iki kez ardı ardına Anderssen’i yendi. Ama ne çare ki amatörlere karşı sırtı dönük olarak sekiz kişiyi alt eden bu Amerikan satranççısı yurduna dönünce satrancı bıraktı.

Morphy’nin özellikle açılış tekniği rakiplerine oranla çok üstün ve çok güçlüydü. Daha başlangıçta açılma tekniğiyle avantajı ele geçirir ve hesaplı fedakarlıklarla partiyi daima galip bitirirdi.

Kendi gücünde olmayanları mat etme becerisi çok ustaca ve acımasızdı.

1894’de ikinci bir Alman dünya vitrinine çıktı: Lasker. Bir dahiydi. Satrancı sade bir dövüş olarak benimsiyor, simetrileri daima bozuyor ve berabere kalmaktan nefret ediyordu.

1921’de Lasker’in sırtını satranç tarihinde en az oyun kaybetmiş olmasıyla tanınan Küba’lı Capablanca yere getirecekti.

Birinci Dünya Savaşından sonra da birden Slavlar ön plana çıktılar. Bunların da en önünde Alekhine geliyordu. Alekhine’in en önemli özelliği saldırıya geçmek gerektiği zaman, geri pozisyonlarda zayıflık yaratmaktan korkmamasıydı. Ama hiçbir zaman karşısındakine bu zayıf durumdan yararlanma olanağını bırakmazdı.

1927’de Capablanca ile Buenos Aires’te karşılaştılar. Oyun tam otuz iki parti sürdü. Maçın  sonunda Alekhine dünya şampiyonu olmuştu.

Dünya Satranç tarihinde rastlanmamış bir deliliği ve kendine göreliği vardı Alekhine’in…Oynadığı oyunların analizini yapma olanağı bile yoktu. 1935’te şampiyonluğu Hollandalı Euwe’e bir aralık kaptırır gibi oldu. Ruhsal bir çöküntüye düşmüştü bir an… Ama, 1937’de yeniden şampiyonluğu ele geçirdi ve 1946’da ölünceye kadar da elinde tuttu.

Günümüzde eşiz dev bir satranççı olarak kabul edilen Amerikalı Robert Fischer’in Sovyet Spassky ile oynadığı partiler, starteji olarak füzeler dönemini yansıtır…Uzun menzilli aletler gerilerden bütün tahtayı kontrol altında tutarlar…

Yazık ki, Fischer çekilmiş gibi görünüyor şampiyonalardan. Bütün dünya Sovyet Karpov’la karşılaşması için yalvardığı halde çağrılara yanıt vermiyor.

Burada acıklı olan, Türkiye’nin, satrancın en az yaygın olduğu ülkelerin başında gelmesi… Onun için de ayak oyunları ağır basıyor bizde.

Elimde olanak bulunsa vaktiyle cezaevinde yapmaya çalıştığım gibi satrancı yurdun en kuytu köşelerine kadar yaymaya uğraşır; genç kuşaklara önce satranç, sonra yine satranç öğrenmeleri için her türlü çabayı harcardım…

Belki önümüzdeki yıl Balkan satranç turnuvası İstanbul’da oynanacak… Ne yazık ki, yerli federasyonun bunu göğüsleyecek maddi gücü yok…

Başvurdukları önemli kişiler de:
-  İşimiz mi yok yahu., diyorlarmış. Bizim satrançla, tavlayla uğraşacak zamanımız mı var?

Satrancı tavladan ayıramadıklarına göre, elbet sapı da samandan ayıramayacaklardır.

Benim de kişi olarak bir özelliğim var satrançda, o kadar sevdiğim ve vaktiyle üstünde o kadar çalıştığım halde, bir türlü doğru dürüst oynayamamak. Yaşım otuzları geçtikten sonra öğrendiğim için, özdeşleşemedim satrançla. Hep mat olmak için oynarım. Başka da hiçbir oyun bilmediğim için yine sadece satranç oynarım. Cezaevi yıllarında ona o kadar çok şey borçluyum ki… Türkiye’nin de satrancı gerçekten sevip benimsemesiyle, bu borç bir gün ödenir belki…

Çetin Altan
Şeytanın gör dediği, Milliyet, 24.10.1979.

22 Nisan 2017

Bursa 18. Açık Satranç Turnuvası

Bursa 18. Açık Satranç Turnuvası, 21-23 Nisan 2017, Merinos, BURSA
Turnuva Sayfası

Sonuçlar / Sıralamalar
A Kategorisi     B Kategorisi

Yönerge

17 Mart 2017

Bursa Heykel Rotary 2. Satranç Turnuvası

Bursa Heykel Rotary 2. Satranç Turnuvası, 17-19 Mart 2017, Bursa

Turnuva Sayfası

A Kategorisi

B Kategorisi

09 Mart 2017

Bursa 17. Açık Satranç Turnuvası, 10-12 Mart 2017

BBB 17. Açık Satranç Turnuvası, 10-12 Mart 2017, Merinos Atatürk KKM.

Turnuva Sayfası

A Kategorisi

B Kategorisi


03 Ocak 2017

2016-2017 Bursa İl Birinciliği

2016-2017 Bursa İl Birinciliği, 6-10 Ocak 2017, Dağ-Der, Bursa

Turnuva Sayfası

Sıralama

Fotoğraflar

23 Aralık 2016

2016-2017 Bursa İl Birinciliği Seçme Turnuvası





2016-2017 Bursa İl Birinciliği Seçme Turnuvası, ERA Okulları, Bursa

Turnuva Sayfası

Son Sıralama

16 Aralık 2016

2016-2017 Türkiye Emektarlar Şampiyonası

2016-2017 Türkiye Emektarlar Şampiyonası
21-27 Ocak 2017, Antalya

Resmi Site

Sıralama
50 Yaş    65 Yaş

Fotoğraflar

15 Aralık 2016

10 Aralık 2016

18 Kasım 2016

22 Eylül 2016

Bursa Tabipler Odası Açık Satranç Turnuvası

Bursa Tabipler odası Açık Satranç Turnuvası 24-25 Eylül 2016, Bursa

Turnuva Sayfası

Sıralamalar
A Kategorisi

B Kategorisi

16 Eylül 2016

Satranç hakkında bir yazı

Bugün satranç hakkında yazayım dedim. Sağımda Cumhuriyet gazetesindeki Suat Atalık’ın köşe yazısı. Ama yok, yok, O’ndan kopya çekerek yazmayacağım. Belki de bitiremeyeceğim yazımı. Tembelliğim ya da güdülenmeme bağlı. İki üç satır yazınca yazmanın zor bir iş olduğunu anlıyor insan. Hemen konuya mı girmeli, yoksa girişi elden geldiğince uzatmalı mı? İşte bakın hemen yoruldum, canım sıkıldı, başka işler arıyor kafam. “Neyse biraz ara versem ne çıkar?” diyerek ara veriyorum. Ara, ara, ara vererek bu yazı devam edecek belki de hiç satranç hakkında olmayacak. Satır başı yapmadım, gerek duymadım. Miliyet magazin ve Cumhuriyetteki birkaç makaleden sonra yazıya döndüm…

Kişilere “Satranç biliyor musunuz?” diye sorulduğunda genellikle (çok az dahi bilseler) bilmiyoruz demeye çekiniyorlar, bildiklerini söylüyorlar; “Oynayalım mı?” dediğinizde ise, “Sizi tatmin etmem”, “Yok canım boş verin” gibi karşılıklar alırsınız. Bu neden böyle? Aynı şey tavla için olmaz eminim. Ne de olsa tavla bizim milli oyunumuz. Bunun nedeni bence şu: İnsanlar satrancı, entelektüel, yani zihinle, zeka ile ilgili bir oyun olarak görürlerken, tavlayı pek de öyle görmüyorlar. Bu yüzden “Biliyor musunuz?” sorusuna “bilmiyorum” cevabını veren kişi sayısı neredeyse “sıfır”. Ama “oynayalım mı?” dendiğinde kimse zeka yarışına girmek istemiyor. Ama konu tavla olduğunda teklif genellikle boş çevirilmez. Ne de olsa insanlar şansa daha çok önem veriyorlar. Yani insanlar satrancı daha ciddi bir oyun olarak hala kendilerine biraz uzak görseler de, tavlayı kendilerinden sayıyorlar..

“Türkler, Türk Milleti” 21. yüzyılın başında satrancı sevmeye başladı. Türkiye’de daha önceleri, daha bir elit, aristokrat, entelektüel işi olan ve sayılan satranç, nihayet halkın oyunu olmaya başladı. Neden satranç diyince kaçılıyordu da, tavlaya daha bir bizden yaklaşılıyordu. Bence bunda bizim düşünmeye karşı direncimiz yatıyor. Tavla vs. gibi oyunlar şansı ve hatta zar tutmayı da içerdiğinden, daha bir seviyoruz o gibi oyunları. Ama salt düşünce ile yürütülmek zorunda olan satrançtan hala kaçıyoruz.

28/08/2016,  Pazar, Erdek

05 Eylül 2016

42. Şahmat Olimpiadası, Bakı, AZE

42. Şahmat Olimpiadası, 2-13 Sentyabr 2016, Bakı, AZE
(Kardeş Azerbaycan Türkçesi onuruna)

Resmi Site



Sonuçlar ve Sıralamalar

Erkekler    Kadınlar

Fotoğraflar Resmi site

Fotoğraflar Facebook